YOLGEÇEN KÖYÜMÜZ (TEKİRAHMA)
KÖYÜMÜZ VE KÖYLÜMÜZ  
  İLÇEMİZİN TARİHİ
  İLİMİZİN TARİHİ GEÇMİŞİ
  SAYAÇ
  RESİMLERİMİZ
  YÖRESEL LİSANIMIZ
  KÖY VİDYOLARI
  GÜRÜN RESİMLERİ
  KÖY SOHBET
  SLAYTLAR
  BAZI KOCA KARI TEDAVİLERİ
  ZİYARETCİ MESAJLARI
  ŞİİR VE BİLGİ PAYLAŞIM
  NİHAT HATİPOĞLUNDAN DUALAR
  BİR HİKAYE.
  TELEKOM FATURA
  ÖNEMLİ ADRESLER
  İletişim
  ÖMERİN EFSANESİ
  ESMA-ÜL HÜSNA
  KUR-AN DİNLE
  RESİMLERİMİZDEN BAZILARI
  ÖNEMLİ SİTELER
  KUR-AN OKU
  BİLGİ YARIŞMASI
  SLAYT RESİMLER
  Ana Sayfa
İLÇEMİZİN TARİHİ

GÜRÜN'ÜN TARİHÇESİ

Gürün çok Eski zamanlardan beri meskun bir yer olduğu kaya oyuklarından anlaşılmaktadır.Anadolunun M.ö.2000 yıllarında kuvvetli devleti olan Hititler zamanında Melid(Malatya) ,Mazlaka (Kayseri), Sebastea (Sivas),Kokusun (Göksün) şehirleri arasında bulunan Tegerama(Gürün) oldukça mühim geçit ve yol kavşakları üzerinde bulunduğu bilinmektedir.Hititlerin Anadolu ile Mezapotomya arasındaki ticarette,işlek karayollarını kullandıklarını anlıyoruz.Bunlardan Keneş (Kültepe-Kayseri)başlayan yolunTegerama (Gürün),Darende,Malatya,Samsat üzeriden Urfaya vardığı ve burdan Halep Asur ve Babil'e gittiği anlaşılmaktadır.Tohma Vadisi Üzeride bulunan Gürün'ün tarin boyunca önemli ticaret yollarına sahip olmuştur.Halen Belediye binası karşısında kuzey yönündeki kale olarak adlandırılan eski kalıntılada mağralar mevcuttur.Burası Büyük hiti İmparatorluğu zamanında Kale olarak kullanılmıştır.Bu kalenin 3 km.güneybatısında bulunan Burçevi kalıntıları ve harap şatosu , ayrıca doğuda Çayboyu (Gübün) mahallesinin hemen kuzeyinde yine kaya oyukları bulunmaktadır.Gerek Gübün'deki gerekse Gürün'deki kale ile burç evi arasıdaki yeraltı dehlizleri bir birine bağlantılı ve insan eli ile yapıldığı tesbit edilmiştir.Şuğul vadisinde Hititler zamanından kalma kaya yazıtları bulunmaktadır.

Gürün  KalesiM.Ö.700 yıllarıda Doğu Hitit İmparatorluğu küçük prensliklere bölünmüş ve Asurlular ile savaşlara başlamışlardır.Hititlerin iyice zayıflamasıdan sonra Tegerama (Gürün) Asurluların Hakimiyeti altına girmiştir. Asurluların yıkılmasından sonra Lidya devleti eğemenliğine girmiştir.M.Ö.334 'de ise Büyük İskenderin Anadoluyu istalası sonucu kurulan Kapadokya devleti eğemenliğine girmiştir.M.ö.63 yıllarıda Anadolu Roma hakimiyeti ve devamında Bizans hakimiyetinde İslamiyet Devrine kadar kalmıştır.          

                Gübün Kalesi

 

 

Gürün M.S.1000 yıllarInda Abbasiler devrinde Malatya beyliğine bağlı bir kasaba olmuştur.26.Ağustos.1071 Malazgirt savaşı sonunda Alparslan'ın komutanlarıdan Emir Ahmet Danişment Gazi Sivas ve havalisini Selçuklu hakimiyeti altına alımış,Ahmet Danişment Gazinin oğlu Melik Gazi Gürün'ü Danişmentli beyliğine katmış,Danişmentli devri1072 yılından1174 yılına kadar devam etmiştir.1243 yılında Selçuklularlar Moğollar arasında yapılan Kösedağ savaşın kadar Gürün Selçuklu Kabası olarak kalmıştır. Kösedağ savaşında selçuklular yenilince Gürün bir süre Moğolların İlhanlılar kolu hakimiyeti altında kalmıştır.
                            
                      Hitit kaya yazıtlarıDaha sonra 1381-1398 yılları arasında Gürün Kadı Burhattin hakimiyetine girmiş 1398 yıldan sonrda Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine girmiş Ankara savaşından sonra(1402)bir süre Timur hakimiyetinde kalmışsada bu dönem kısa sürmüştür.1830 yılıda subaşılık olmuştur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde "Afşin'den kuzeye doğru giderek Gürün kasabasına geldik.Gürün Sivas Eyaletinde,Engel toprağında 150 akçelik nahiye kazasıdır.1000 haneli olup camii, mescidi,hanı,hamamı sultan çarşısı olan şirin bir kasabadır.Türkmenağası hükmündedir.Şehir içinde nehir akar denmektedir.

 

2-Geç Kalkolotik Çağlarda (M. Ö: 4000-3000)Gürün İlçesi. Kummuh Krallığı sınırları içinde. (1.Sayfa)

3-ProtoHititler (Ön Hititler)Döneminde (Eski Tunç Devri/M. Ö: 3000-2000) Kummuh Krallığı Sınırları içinde (1.Sayfa)

4-Hatti İmparatorluğu Döneminde(eski Hattiler/Nesili’ler/Orta ve Son Tunç Devri) (M. Ö: 2000-1600) Kizwatna Krallığı’na bağlı Tabal Krallığı sınırları içinde Kummuh Krallığı içinde (1.Sayfa)

A - Nesi Devleti’ne bağlı Tabal Krallığı sınırları içinde I. Hattuşuli zamanında (M. Ö: 1900-1836 ) (1.Sayfa)

B - Hatti İmparatorluğu’na bağlı Kizwatna Krallığı sınırları içinde I. Murşili zamanında (M. Ö: 1836-1806 ) (1.Sayfa)

C - Hatti İmparatorluğu’na bağlı Kizwatna Krallığı sınırları içinde Telepinu - Ammuna - Tudhalia II. zamanında (M. Ö: 1806-1600) (1.Sayfa)

5- Mitanniler Devleti Zamanında (M. Ö: 1600-1380/1378) Kizvatna Krallığı sınırları içinde (Mitanniler’in desteklediği Isuwalar ve Gaşgalar’ın işgali altında) (1.Sayfa)

6 - Geç Hitit Devleti(Hattiler)Zamanında (M. Ö: 1380/1378-1282 ) (1.Sayfa)

A-I. Subbilulima Dönemi (M. Ö: 1380/1378-1346) Kummuh Krallığı sınırları içinde (1.Sayfa)

B-II. Murşili Dönemi (M.Ö: 1346-1310) Kummuh Krallığı sınırları içinde (1.Sayfa)

C-Muvatalli Dönemi (M. Ö: 1310-1282) Kummuh Krallığı sınırları içinde (1.Sayfa)

7-Geç Hitit Beylikleri Döneminde (M. Ö: 1282-1260) Kummuh Krallığı sınırları içinde (1.Sayfa)

8- Asurlular zamanında (M. Ö: 1260-1232) Kummuh Krallığı sınırları içinde (1.Sayfa)

9- Geç Hitit Beylikleri Zamanında (M.Ö:1232-1115) Tabal Krallığı’na bağlı Kummuh Krallığı sınırları içinde (1.Sayfa)

10-Kargamış Krallığı içinde (M. Ö: 1115-1100/1093) Meliddu Krallığı’nın hakimiyeti altındaki Tabal Krallığı’na bağlı Kummuh Krallığı’nın sınırları içinde. (2.Sayfa)

11-Meliddu Krallığı içinde (M. Ö: 1115-853) Meliddu Krallığı’nın hakimiyeti altındaki Tabal Krallığı’na bağlı Kummuh Krallığı’nın sınırları içinde. (2.Sayfa)

12- Asurlular döneminde (M. Ö: 853-807/804 ) Meliddu Krallığı’na bağlı Kummuh Krallığı sınırları içinde. (2.Sayfa)

13-Urartular Zamanında (M. Ö: 807/804-743) Meliddu Krallığı’na bağlı Kummuh Krallığı sınırları içinde (2.Sayfa)

14 - Asurlular zamanında (M. Ö: 743-695) (2.Sayfa)

A-Meliddu Krallığı’na bağlı Kummuh Krallığı sınırları içinde(M. Ö: 743-722) (2.Sayfa)

B-Kummuh Krallığı’nın eğemenliğinde.(M. Ö: 722- 715/713) (Meliddu Kummuh Krallığı’na bağlıdır.) (2.Sayfa)

C-Gürinian Prensliği (Özerk Bölge) (M. Ö: 713-705) (2.Sayfa)

D-Gürinian Prensliği (Özerk Bölge) (M. Ö: 705-695) (Hidi adında bir kral yönetiminde) (2.Sayfa)

15-Frygler/Muşkiler Zamanında (M. Ö: 695-690) (Ayrı bir prenslik olarak) (2.Sayfa)

16- Asurlar Zamanında (M. Ö: 690-675) (2.Sayfa)

17 - Kimmer/İskit-Saka Türkleri döneminde (M. Ö: 675-612) (2.Sayfa)

18-Medler/Matalar Zamanında (M. Ö: 612-522) Kilikya Satraplığı sınırları içinde. (2.Sayfa)

19-Persler Zamanında (M. Ö: 522-322) Kapadokya Satraplığı sınırları içinde. (2.Sayfa)

20- Romalılar Döneminde (M. Ö: 322-301) Kapadokya Satraplığı Sınırları içinde. (2.Sayfa)

21 - Kapadokya Bağımsız Krallığı Döneminde (M. Ö: 301-93) Kapadokya Bağımsız Krallığı sınırları içinde (2.Sayfa)

22 - Ermeniler Zamanında (M. Ö: 93-66) (2.Sayfa)

I. II. Ermenistan Bölgesinde kalıyordu (2.Sayfa)

23 - Romalılar Döneminde (M. Ö: 66-M.S: 14) (2.Sayfa)

24 - Partlar Döneminde (M. S. 14-55) (2.Sayfa)

25-Romalılar Zamanında (M. S: 55-260) Kapadokya Eyaleti(Sebesteia Theması) (2.Sayfa)

26-Sasaniler Zamanında (M. S: 260-298) Galatya Eyaleti’ne bağlı Kapadokya Satraplığı içinde (2.Sayfa)

27-Romalılar Zamanında (M.S. 298-395) Yukarı Kilikya Eyaleti içinde (2.Sayfa)

28-Doğu Roma İmparatorluğu(Bizanslılar) Zamanında (I) (M. S: 395-640) Armenikion Eyaleti/Sebesteia Theması içinde (2.Sayfa)

29-Müslüman(Arap)lar Zamanında (M. S: 640-656) Avasım ve Süğur Bölgesi (2.Sayfa)

30-Bizanslılar Zamanında (II) (M. S: 656-659) Sebesteia Theması (2.Sayfa)

31-Müslümanlar (Emeviler) Zamanında (I) (M. S: 659-670) Avasım ve Süğur (2.Sayfa)

32-Bizanslılar Zamanında (III) (M.S: 670-692) (2.Sayfa)

33-Müslümanlar (Emeviler) Zamanında (II) (M. S: 692-695) (2.Sayfa)

34-Bizanslılar Zamanında (IV) (M. S: 695-705) (2.Sayfa)

35-Müslümanlar (Emeviler) Zamanında (III) (M. S:705-715) (2.Sayfa)

36-Bizanslılar Zamanında (V) (M. S: 715-715) (2.Sayfa)

37-Müslümanlar (Emeviler) Zamanında (M. S: 715-745) (2.Sayfa)

38-Bizanslılar Zamanında (M. S: 745-762) (2.Sayfa)

39-Müslümanlar (Abbasiler) Zamanında (M. S: 762-775) (2.Sayfa)

40-Bizanslılar Zamanında (M. S:775-782) (2.Sayfa)

41-Müslümanlar (Abbasiler)Zamanında (M. S: 782-809) (2.Sayfa)

42-Bizanslılar Zamanında (M. S: 809-830) (2.Sayfa)

43-Müslümanlar (Abbasiler) Zamanında (M. S: 830-834) (2.Sayfa)

44-Bizanslılar Zamanında (M. S: 834-836) (2.Sayfa)

45Müslümanlar (Abbasiler) Zamanında (M. S: 836-838) (2.Sayfa)

46-Bizanslılar Zamanında (M. S: 838-1057/1058) (2.Sayfa)

47-Büyük Selçuklu Devleti zamanında (M. S:1057/1058-1080 (2.Sayfa)

48-Danişmendliler Devleti zamanında (M. S: 1080-1165 (3.Sayfa)

49-Anadolu Selçuklu Devleti zamanında (M. S: 1165-1318) (3.Sayfa)

50-İlhanlılar/Moğollar Zamanında (M. S: 1318-1328 (3.Sayfa)

51-Ertana Devleti Zamanında (I) (M. S: 1328-1336) (3.Sayfa)

52-Memlükler Devleti Zamanında (I) (M. S: 1336-1338) (3.Sayfa)

53-Eratnalılar Devleti Zamanında (II) (1338-1338) (3.Sayfa)

54-Dulkadirliler Beyliği Zamanında(I) (1338-1339) (3.Sayfa)

55-Memlükler Devleti Zamanında (II) (1339-1340) (3.Sayfa)

56-Dulkadirli Beyiği Zamanında (II) (M.S: 1340-1341) (3.Sayfa)

57-Ertanalılar Zamanında (III) (M. S: 1341-1345) (3.Sayfa)

58-DulkadirliBeyliği Zamanında (III) (M. S: 1345-1350) (3.Sayfa)

59-Eratnalılar Devleti Zamanında (IV) (M. S: 1350-1360)60-Dulkadirli Beyliği Zamanında (IV) (M. S: 1360-1381) (3.Sayfa)

61-Kadı Burhaneddin Devleti Zamanında (1381-1398) (3.Sayfa)

62-Osmanlı Devleti Zamanında (I) (M. S: 1398-1401) (3.Sayfa)

63-Memlükler Devleti Zamanında (III) (M. S: 1401-1402) (3.Sayfa)

64-Dulkadirli Beyliği Zamanında (V) (M. S: 1402-1516) (3.Sayfa)

65-Osmanlı İmparatorluğu Zamanında (II) (M. S: 1516-1923) (3.Sayfa)

1 - 2 - 3

TARİH ÖNCESİ ÇAĞLARDA

(PALEOLİTİK-MEZOLOTİK-NEOLOTİK-KALKOLOTİK ÇAĞLAR)

(M. Ö: 6000-4000 Yıllarında)

GÜRÜN İLÇESİ

Tarih insan topluluklarının yasayışlarını birbirleriyle olan ilişkilerini medeniyetlerini yer ve zaman göstererek anlatma san’atıdır. Tarih, insanların nerede ve nasıl yaşamış oldukları sorularına cevap verdiği gibi, aynı zamanda üzerinde yaşanılmış olan coğrafyanın da geçirmiş olduğu safhaları, tarihini anlatması bakımından da önemlidir.

Böylece tarih geçmiş zamanların incelenmesi olduğu kadar aynı zamanda üzerinde yaşanılan coğrafyanın da incelenmesi demektir. Çünkü yeryüzünün tarihi de insanlık tarihi kadar eskidir. Çünkü yeryüzünün meydana gelmesi insanın yaratılmasından önce vuku bulmuştur.

Yeryüzüyle gökyüzünün birbirinden ayrılıp, güneş sisteminin oluşmasıyla birlikte bu sisteme bağlı olarak yeryüzü şekillenip bugünkü halini almıştır. Jeologlar yeryüzünün kabuk bağladığı devirden sonraki zamanları birbirine uymayan dört devreye ayırarak her birine değişik isimler vermişlerdir. Yeryüzünün Güneşten ayrıldığı zamandan, yer yuvarlağındaki kara parçalarının oluşumuna kadar olan döneme ARKEEN adını vermişlerdir. ARKEEN adı verilen bu ilk devirden sonraki yeryüzü tarihini de birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü devir olmak üzere dört büyük çağa ayırmışlardır.

Dünyanın geçirmiş olduğu bu dört devreden üçüncü devresinin sonlarına doğru yeryüzünde çok büyük tabiat olayları ve hidrografik değişiklikler olmuştur. O zamana kadar bugünkü halinden çok farklı bulunan dünya yuvarlağı üzerinde meydana gelen çok büyük sarsıntılar ve çöküntüler coğrafik yapısını ve şeklini temelden değiştirmiştir.

Küçük Asya adı verilen Anadolu lie Mezapotamya Bölgesinin bugünkü hali dördüncü dönemin sonlarına doğru meydana gelmiştir. Bu dönemde Anadolu’daki yüksek platolar iyice belirlenir bir halde ortaya çıkmıştır. Doğu Anadolu’nun bugünkü görünümü ve yüksek platosu Kafkas bölgesiyle bu dönemde Asya ile birleşik bir hale gelmiştir.

Tabiata bağlı kalınarak yapılan çalışmalarla; zenginleşmeye elverişli bulunan İlçemiz Gürün’ün de içinde bulunduğu topraklar; (Uzunyayla ve Tohma vadisi)Toros sistemi içinde dışdoğu Toroslar, kuzeyde ve İç Doğu Toroslar arasında kuzey kuzeybatı, batı ve güney yönlerinden çevrili içerisi sularla yarılmış olan Uzunyayla’nın yüksek platosu ve kapalı birer müdafaa bölgesi diye tarif edebileceğimiz Tohma Vadileri yine bu dönemlerde oluşmuştur.

Dünyanın oluşumundan geçirmiş olduğu bu dört devrenin sonlarına doğru yaratılmış olan insanoğlu yine bu dönemde yer kabuğundan meydana gelen çok çeşitli sarsıntılar, depremler, çöküntüler vb. gibi tabiat olayları dolayısıyla olumsuz yönden etkilenmiştir. İşte bu dönemde yer kabuğunda meydana gelen coğrafik ve hidrografik değişiklikler aynı zamandaa demografik hareketleri de beraberinde getirmiştir. Çünkü yerkabuğu üzerinde meydana gelen birçok iklimsel değişikliklerin insan hayatını olumsuz yönde etkilemesi nedeniyle insanların ilk devirlerde sık sık yer değiştirmelerine sebep olmuştur

Tarihi kaynaklara ve en son yapılan ilmi çalışmalara göre yeryüzündeki ilk yerleşim alanları, Arabistan ile bu bölgeye yakın olan mıntıkalardır. Bu nedenledir ki insanlık aleminin prohistorik (tarih öncesi) zamanlarını ihtiva eden dördüncü devredeki demografik değişiklikler (göçler) de tarihi kaynaklara göre yine bu bölgelerde meydana gelmiştir. İklimin değişmesi ve ırmakların da kurumasıyla bu bölgede yaşayan insanlar kendilerine daha iyi yurtlar bulmak için kafileler halinde göç ederek başta Orta Asya ve Anadolu gibi bölgelere, dünyanın diğer değişik bölgelerine giderek yerleşmişlerdir. Yeryüzünde meydana gelen bu ilk göçlerin ne zaman yapılmış olduğu kesin olarak bilinememektedir. Yeryüzünde meydana gelmiş olan bu ilk göçlerden sonra da yeryüzünde tarihin belirli dönemlerinde (yaklaşık her bin (1000) yılda) yine çok çeşitli göçlerin meydana gelmiş olduğu tarihi kaynaklarca belirtilmektedir.

Yeryüzünde meydana gelen ilk göçlerden en yakın bilineni ise; M.Ö. 6000-5000’li yıllarda oluşmuştur. Bu dönemler ise tarihin bilinmeyen ve paleolitik-mezolitik ve neolitik devirler adı verilen dönemleridir. Bu tarihlerden sonra da Kalkolotik çağlarda (M.Ö. 5000-4000) de yeryüzünde çok büyük ölçüde göç olayı meydana gelmiştir. Tarihin aydınlanmaya başladığı bu devirlerde (M.Ö. 5000-4000) meydana gelmiş olan bu ilk göçlerin en kuvvetlisi ve devamlı olanı Ön Asya’ya ve Mezapotamya’ya olmuştur. Bu bölgelerden de batıya ve kuzeye doğru olmuş ve Anadolu’ya kadar uzanmıştır.

Tarihi kaynaklara göre M.Ö. 6000-5000’lif yıllarda Zagros Dağlarından Anadolu içlerine Lübnan havalisine Palestin mıntıkalarına kadar yayılan ve bu ilk göçlerle Ön Asya’ya gelerek yerleşenler Ön Sümerler’dir. Ön Sümerler ise en son yapılan inceleme ve araştırmalara göre menşeleri kesinlikle Orta Asya’lı olduklarını ortaya çıkarmıştır.

Sümerler ile Sübariler, Hurriler, Ön Sümerlerdendirler. Kökenleri itibariyle de Türkistan olan Brekisefal tipi Alpen ırka mensupturlar.

Kuzey Suriye’de Etiler/Hattiler (Hititler) ile aynı ırktan olan ve sonraları Önasya tarihinde önemli roller üstlenen Mitanniler lie yakın akraba olan boylar oluşturuyorlardı. Bunlar Antakya’ya kadar uzanan sahada oturuyorlar ve kendi dillerinde bu yaşadıkları bölgelere bir takım isimler vermişlerdi.

Kuzey Mezapotamya’da oturan Hurriler ve Subariler lie Zağros Dağları mıntıkalarındaki Kassitler, Urfa, Halep ve Antakya taraflarında oturan Mitanniler, Anadolu’da Kapadokya Bölgesi’de (9)ki Hititler, Malaş lie Malatya havalisinde olan Tagarammalar/Togarmalar bu ilk göçlerle gelerek bu bölgelere yerleşmiş olan Sümerler’dendirler.

M. Ö: 5000-4000’li yıllarda, yani Ön Sümerler’den sonra gelerek Ön Sümerler’in yerleşmiş oldukları bu bölgelerde yurt tutmuş olanlara Sümerler adı verilmektedir. Sümerler ile Ön Sümerler’in birbirlerinden farkları, Ön Sümerler’in Ön Asya’dan daha önce, Sümerler’in ise daha sonra, Eneolitik devirlerde gelmiş olmalarıdır. Sümerlergenelde Aşağı Mezapotamya’da yurt tutmuşlardır. Bunlardan Huzistan’da yurt tutmuş olanlara Elamlar adı veriliyordu. Elamlar’n kuzeyinde oturanlara Lü’lübiler ve Gutiler adı verilmekteydi.

Tarihi kaynakların vermin oldukları bilgilere göre, Hz. Nuh’un oğulları’ndan Yafesd’in üç oğlundan birisinin adı Tuğurma/Toğarma’dır. Bu isim bize Hitit Kaynaklarında TEGARAMA, Kapadokya metinlerinde TAGARAMA, Asur kaynaklarında ise TİLGARİMMU olarak intikal etmektedir. Tilgarimmu ise, yine bu kaynaklar göre ilçemiz Gürün’ün ismi olup “Yüksek Mağaraların Bulunduğu su yeri” anlamına gelmektedir. Dolayısıyla ilçemiz Gürün, M. Ö: 6000-4000’lif yıllarda yukarıda sözü edilen toplulukların yaşamış oldukları bölge olmuştur.

Tegarama veya Tilgarimmu vb. gibi isimlerle anılmış olan yaşamış oldukları bu bölgelerin ilçemiz Gürün’ün ismi de olmuştur.

Bu ilk göçlerle gelen uluslar yerleşmiş oldukları bu bölgelerde kendi site devletlerini kurmuşlar. Bu kurulan şehir veya site devletlerine de ya kendi isimlerini vermişler veyahutta bulundukları bölgelerin coğrafik özelliklerine göre kendi lisanlarınca birtakım isimler vermişlerdir.

Muşkiler ile Tibarenler (Taballar), Asur kaynaklarında Kapadokya’nın güneydoğusunda Kilikya’ya kadar uzanan sahalarda oturdukları belirtilmektedir. Ayrıca bu kaynaklarda verilen bilgilere göre Erciyes eteklerindeki Mazaka (bugünkü Kayseri) yi ve Toroslardaki Comana/Komana’yı Taballar’ın ve Muşkiler’in (Frygler) kurmuş oldukları belirtilmektedir.

İşte tarihin aydınlanmaya başladığı dönem olarak kabul edilen M. Ö : 4000’li yılların başında Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşamakta olan insan guruplarından birisi olan Tegarammalar/Togarmalar’da ilçemiz Gürün ve havalisine tarihin bilinmeyen zamanlarında (büyük ihtimalle Tevrattaki bilgilere göre Nuh tufanından sonra) gelerek yerleşmişler Malatya ve Maraş bölgelerinde de hüküm sürmüşler Tohma Vadileri boyunca bu bölgeleri yurt tutmuşlardır. İlçemiz Gürün ve havalisine yerleşmiş olan bu guruplar kendi isimler olan Togarma’yı bu bölgeye isim olarak vermişlerdir. Aynı zamanda Asur kaynaklarına göre ve Hitit metinlerinde de anlaşıldığı üzere ilçemiz Gürün’e Yüksek mağaraların bulunduğu su yeri “veyahutta” Yüksek mağaraların yanında geçmekte olan su” anlamına gelen “Tilgarimmu” ismi de verilmiştir. Bu ismi Gürün ilçesinin tarihi kaynaklarda verilen bilgilere göre ilk isimlerinden birisi olduğu kesin olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu isimler bize çeşitli tarihi kaynaklarda ve tabletlerde çeşitli şekil yerde intikal etmektedir. Asur kaynaklarında Tilgarimmu, Kapadokya metinlerinde TAGARAMA, Hitit kaynaklarında TEGARAMA olarak zikredilen bu bölgenin bugünkü GÜRÜN İLÇESİ olduğunu tarihi kaynaklar belirtmektedirler. Aynı zamanda da yine bu tarihi kaynaklara göre bu bölgenin ilk yerleşenlerinin de Malatya ve Maraş havalisinde hüküm sürmekte olan Tegrammalar/Togarmalar olduğu da kesin olarak ifade edilmektedirler...

PROTOHİTİTLER/ÖNHİTİTLER ZAMANINDA

(Eski Tunç Devri- M. Ö: 3000-2000)

GÜRÜN İLÇESİ

Tarihin aydınlanmaya başladığı dönemlerde (M. Ö: 4000) Anadolu’da görülen ve en önemli stratejik konumuna sahip bölgelerinden birisi olan Kapadokya bölgesine yerleşmiş olan Hititler’e Asurlular Hatti/Hati adını verirlerken Mısırlılar da HAYTAS adını vermekteydiler. Tarihi kaynaklar brekisefal ve dilleri bitişken (agglutinant) olan kavme yani tarih öncesi çağlardan önce gelerek Anadolu’ya yerleşen Hititler ile daha sonradan bu bölgeye M. Ö : 3000’li yıllarda gelerek yerleşen Hititler’e Ön Hititler anlamına gelen “Proto Hititler” adını vermektedirler.

Önceleri Anadolu’nun Kapadokya/Katpatukya bölgesinde yaşamakta olan Proto Hititler’in başkenti Hattuşaş’tır. Başlıca şehirleri ise, Kuşşar, Kaneş, Puruşhanda olmak üzere Kapadokya’dan kkuzeybatıya doğru Turnumit, Tuniyya, Tuwanuva, Zalpa v. b. gibi şehirleri bulunmaktaydı. Daha önceleri birer küçük şehir devleti iken sonradan bu şehir devletleri bir araya gelerek kendi aralarında bir ittifak oluşturarak siyasi bir birlik oluşturdular. Proto Hititler’in siyasal teşekkülleri en eski Türk kurallarına benzemekteydi.

Daha önceleri Hititler’in Anadolu’da tam olarak bir siyasi nüfuzları ve etkinlikleri yoktur ama Asur kolonileri çağında (M.Ö. 3000- 2000) siyasal otoriteleri giderek artmış vvvve tüm Anadolu’yu içine alabilecek bir imparatorluk kurmuşlardır. Önceleri Anadolu’daki bölgesel krallıkları siyasi nüfuzları altına almak suretiyle tarih sahnesine çıkmış olan Hititler’i Anadolu’daki ilk ittifakları Asur kralı Naramsin’e karşı (M.Ö. 264555- 2607) olmuştur. İşte bu ittifaklardan Asur kaynakları oldukça geniş bir şekilde bahsetmektedirler.

M. Ö : 4000’li yılların sonu ile M.Ö. 3000’li yılların başında Anadolu’da çeşitli bölgelerde kendi küçük site devletlerini kurmuş olan bu uluslar Hiiiititler, Tegarammalar, Kizzuvatnalar, Gasgaslar, Luviler vb. gibi bölgesel krallıklar kendi müstakil krallıkları içerisinde bağımsız bir şekilde yaşamaya başlamışlardı. Fakat M.Ö. 3000’li yılların başında Mezapotamya’da süper bir güç olarak ortaya çıkmış olan Asurlular, Anadolu’daki bu krallıkları kendi hegemonyası altına almak için çeşitli tarihlerde Anadolu’ya seferler düzenlemişler ve bu seferler neticesinde de tarihler M. Ö : 3000’li yılların sonlarını gösterirken Anadolu’da yaşamakta olan bu bölgesel krallıklar, Asurlular’ın kolonisi durumundaydılar. Bu nedenledir ki bu döneme “Asur ticaret kolonileri çağı” adı verilmektedir.

Bu dönemde Anadolu el değmemiş tabii zenginlikleri ve verimli toprakları ilgili komşu ülkeler gibi Asurlular’ın da dikkatini çekmiş bulunmaktaydı. Çünkü Anadolu Ön Asya’nın özellikle de Mezopotamya’nın inşaat ahşabı, bakır ve gümüş gereksinimini karşılayan bir hammadde deposu durumundaydı.

Anadolu da yaşamakta olan topluluklar henüz bir devlet teşekkülü haline gelmeden önce Mezapotamya’da bir imparatorluk kurmuş olan Akad kralı I. Sargon (M.Ö. 3000-2645) Anadolu’nun güneydoğu bölgelerine değin gelerek seferler düzenlemiş ve kendisinden sonra gelen tarihi kaynaklarda “Savaş kralı” olarak bahsedilen II. Sargon/Şarrukin (M.Ö. 2645----- 2607) e ait olan Asur belgelerinde (kitabelerde) Anadolu’da Puruşhanda (bugünkü Kayseridir) ya kadar sefer düzenlediği ve Anadoluda bulunan Asurlu tüccarlar’ın (Wabartumlar) kendisinden yardım istemiş olduğu, bunun üzerine de sefer düzenlemiş olduğu belirtilmektedir.

İşte bu dönemde yani “Asur ticaret kolonileri çağında” (M.Ö. 3000-2000) Anadolu’da gevşek bir siyasi yapı (doku) ya sahip bulunmaktaydı. Tam bir merkezi otorite mevcut değildi. Henüz tamamen siyasi bir birlik kurulup tam bir otoriter devlet kurulamamış. Her şehir devleti kendi bağımsızlığını korumakta ve herkes müstakil bir devlet gibi davranmaktaydı.

Kültepe’de ele geçen “Mama kralı” Anum Hirbi’den “Kaneş Kralı” “Warşama’ya yazılmış olan bir mektup bu durumu açıkça belirtmektedir. Bu bellgenin açıkladığına göre, Asur koloni çağındaki Anadolu’da, küçük bölge krallıklarını egemenliği altına almış olan birtakım bölgesel krallıkların varlığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu belgede açıklanan ve isimleri belirtilen krallıklar Hitit (Proto Hititler’in) kurmuş olduğu krallıklardır. Bu krallıkların genişleme siyasetinin birbirine ters düşmesi nedeniyle zaman zaman sert mücadeleler olmakla birlikte bazen de kendi çıkarları doğrultusunda ittifaklar oluşturuyorlardı. M. Ö : 4000- 3000’li yıllar arasında yapılan buittifaklar genelde Asur İmparatorluğuna karşı yapılmaktaydı. Asurlular ise bu ittifaklardan kurulmuş olan krallıklara “Birleşmiş milletler” anlamına gelen Hattiler/Hititler adını vermekteydiler. Tarihi kaynaklarda Proto Hititler adı verilenn bu kavim hakkında çok çeşitli bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgilerin dayandığı kaynak ise; sayıları 15000’i bulan tabletler, çivi yazıları ve Hiyeroglif yazılardır. Hititler’in yerli halkı olmadıkları kesin olmakla birlikte Anadolu’ya ne zama geldikleri konusunda kesin olarak bir tarih verilememektedir. Ancak Hititler’in Anadolu’da “Asur kolonileri çağında (M.Ö. 3000- 2000) Asurlular’a karşı kendi aralarında bir ittifak oluşturarak bölgesel krallıklar üzerinde etkinliklerini artırdıkları ve Asurlularla müüücadele etmeye başladıkları kesindir.

Kapadokya’ya sonradan gelerek yerleşmiş olan Proto Hititler M.Ö. 3000’li yılların başında Anadolu’da bulunan ve her birisi kendi site devleti içinde bağımsız bir halde hüküm sürmekte olan bölgesel krallıklar üzeriiiinde etkin olmaya ve bunlar üzerinde siyasi nüfuzu elde ederek bunları kendi egemenliği altına almayı başarmıştır.

Gürün ilçesinin de içerisinde bulunduğu Malatya ve Maraş bölgesinin tamamında da hüküm sürmekte olan Tegarammalar’da merkezi otorite olarak Kapadokya’da hüküm sürmekte olan Hittiler’in siyasi nüfuzu altına girmiş bulunmaktaydı. Özellikle de Asur İmparatorluğunun yayılmacılığı karşısında direnebilmek için bölgesel krallıklar arasında büyük bir ittifak oluşturulmaya başlamıştı. Ve bu ittifakın öncülüğünü de Kapadokya’da hüküm sürmekte olan Hattiler yapmaktaydılar. Bu nedenle de Proto Hititler’in Anadolu da bulunan diğer bölgesel krallıklar üzerinde siyasi nüfuzları veya etkinlikleri artmaya başlamıştır.

Asur kolonileri çağında (M.Ö. 3000- 200000) Asur İmparatorluğuna karşı ittifak oluşturan ve bölgesel krallıkları kendi siyasi nüfuzu altına almış olan Hititler’in (Proto Hititler) hüküm sürmüş olduğu bölgelerin bir başka ifadeyle merkezi Kapadokya hükümetinin sınırları ise; Tuz gölünden Akdeniz’e kadar çekilecek bir çizgi bu bölgenin batı sınırlarını oluşturur, kuzey sınırı ise; yine Tuz Gölü’nden Kızılırmak ve Yeşilırmak havzasından itibaren doğuda Malatya’ya güneyde Kargamış’a kadar uzanmakta ve Toros Dağları ile bu bölgenin yüksek platoları da dahil olmak üzere Uzun Yayla ve TOHMA vadilerinin tümünü içine almaktaydı. Gerek bu bölgede ve gerekse Kızılırmak’ın güneyinde Toroslar’a, Anti Toros’un kuzey ve batısında yerleşerek yurt tutmuş olan TABAL, GÜRGÜM, KUMMUH, KARGAMIŞ, MİLAKKO, MELİDDU V. B. gibi bölgesel krallıklar, Asur kolonileri çağında genişleme siyasetlerinin birbirlerine ters düşmesi nedeniyle bunlar arasında zaman zaman sert sert mücadeleler olmakla birlikte, zaman zaman da anlamalarla çıkarlarını daha iyi korumak maksadıyla aralarında ittifaklar oluşturulmaktaydı. Asur kralı Naramsin’in (M. Ö : 2645- 2607) efsanevi metinlerinde Asurlular’a karşı yapılan isyanlardan ve kendisine karşı ittifak oluşturan 17 krallıktan bahsedilmektedir. İşte bu dönemde Asur kralı Naramsin’e karşı ittifak oluşturan, Kapadokya’daki Proto Hititler’in öncülüğünde hareket eden 17 bölgesel Anadolu krallığından bazılarının isimleri ve hüküm sürmekte olduğu bölgeler şunlardı;

1- Hattine krallığı: Antakya ve Kuzey bölgelerinde (Hattina krallığı II. Sargon zamanında M. Ö : 2645 yıllarında UNKİ adıyla da bilinmekteydi.) hüküm sürüyordu.

2- Kargamış krallığı: Kuzey Fırat geçidi üzerinde bulunan bugünkü Cerablus ve havalisindeydi.

3- Sam’al krallığı: Bugünkü Zincirli bölgesinde bulunuyordu.

4- Hilakku krallığı: Toroslar ve Adana’nın kuzeyinde bulunuyordu.

5- Que krallığı (Asurlular bu krallığa Kizzuvatna adını vermekteydiler.) : Adana bölgesinden kuzey kısımlarına doğru olan alanlarda hüküm sürüyordu.

6- Mazaka krallığı: Bugünkü Kayseri ili ve havalisinde hüküm sürmekteydi.

7- Milidia/Meliddu krallığı: Bugünkü Malatya ve havalisinde hüküm sürüyordu.

8- Gurgum krallığı : Maraş ve Gaziantep bölgesindeydi.

9- Tabal krallığı: Kayseri ve Nevşehir ile Ürgüp dolaylarında hüküm sürmekteydi.

10- Kummuh/Kummani krallığı: TILGARIMMU (Bugünkü Gürün ilçesi ve havalisinde ve Malatya’ya yakın bölgelerde hüküm sürmekteydi. Gürün ilçesi M. Ö : 2645 yılında yani M. Ö : 3000-2000’li yıllar arasında Kummun krallığının içinde bulunmaktaydı. (Bakınız harita: 6) Kummun Krallığı ise, yukarıda da belirtildiği gibi Kapadokya’da hüküm sürmekte olan Proto Hitit (Ön Hitit) ler’e bağlı bulunmaktaydı ve bunlarla ittifak halindeydi.

İşte bu dönemde yani “Asur ticaret kolonileri çağında kuzey ve güney Mezapotamya ile Anadolu arasındaki siyasi ve askeri ve ekonomik ilişkilerin kurulmasına yardım eden en önemli ticaret veya kervan yolu, kuzey Fırat ve Dicle vadisinden geçiyordu. Bu yol üzerinde Hahhum, Şamuha ve TAGAMASA v. b. gibi şehirler bulunmaktaydı. Bunlar gerek büyüklük ve gerekse zenginlikleriyle merkezi bir konumda olmaları itibarıyle aynı derecede öneme sahip değillerdi. Bu yolun ticaret merkezi olmak üzere en büyük ve en zengini Kayseri yakınlarındaki Kaneş şehri idi. Yukarıda adı geçmekte olan TAGAMASA şehri bugünkü GÜRÜN İLÇESİ’dir. M. Ö : 3000- 2000’li yıllarda Kummuh/Kummani krallığı sınırları içinde kalıyordu. Yine aynı dönemde Şa muha, Hurama (, Tilgarimmu, Meliddu v. b. gibi bölgeleri de içine alarak Kaneş (Kayseri) Ôe kadar uzanan ve Maraş bölgesindeki Gurgum krallığı ile komşu olduğu söylenen Kummun krallığı bu tarihlerde Proto Hititler’e bağlı bulunmaktaydı. Dolayısıyla Kummun krallığı sınırları içinde bulunan (kalmakta olan) Gürün ilçesi de bağlı bulunduğu Kummun krallığıyla birlikte M. Ö : 3000- 2000’li yıllarda Proto Hititler’in hakimiyeti altında bulunmaktaydı. Hititler’in bu bölgedeki egemenliği bu tarihlerden sonra da devam edecektir.

Anadolu’nun el değmemiş tabii zenginliklerine ve verimli topraklarına diğer ülkeler gibi zamanının süper gücü olan Asurlular da göz dikmişlerdi. Çünkü Anadolu, Mezapotamya için bulunmaz bir hammadde deposu durumundaydı .Bu nedenle Asurlular, bu dönemde kuzey Suriye’de ve Anadolu’da bulunan bölge krallıkları üzerinde egemen olmaya çalışıyor, zaman zaman Anadolu içlerine kadar seferler düzenliyorlardı. Anadolu’nun en önemli stratejik bölgelerinden birisine gelerek yerleşen Hititler, bu saldırılara karşı zamanla Anadolu’daki şehir devletleri lie zaman zaman ittiffaklar kurdular. Anadolu’da kurulmuş olan bölgesel krallıklar kendilerine saldıran Asurlular’a karşı kurmuş oldukları bu ittifakdan dolayı, Anadolu’daki bu krallıklara “Birleşmiş Milletler” anlamına gelen “Hattiler”deniliyordu.

Daha sonra bu devletlerin üzerindeki etkinliklerini artırarak bu krallıkları egemenlikleri altına almayı başarmışlardır. Ama Asur kolonileri çağında (M. Ö: 3000-2000)siyasal otoriteleri giderek artmış ve tüm Anadolu’yu içine alabilecek bir imparatorluk kurmuşlardır. M. Ö: 3000’li yılların başından itibaren Anadolu’da güçlü bir ittifak halindeki Protohititler bulunmaktaydı.

Anadolu’daki bölgesel krallıkları siyasi nüfuzları altına almak suretiyle tarih sahnesine çıkmış olan Hititler’in Anadolu’daki ilk ittifakları Asur Kralı naramsin’e karşı (M. Ö: 2645-2607)olmuştur. Asur kaynakları bu ittifaklardan geniş bir şekilde bahsetmektedirler.

Anadolu’daki topluluklar henüz tam bir devlet teşekkülü haline gelmeden Mezapotamya’da bir imparatorluk kurmuş olan Akad Kralı sargon (M. Ö: 3000-2645) Anadolu’nun güneydoğu sınırlarına kadar bir sefer düzenlemiş, bu seferler Akad Kralı II. Sargon zamanında da devam etmiştir. Hitit Ülkesinde bulunan Asurlu tüccarlar (Wabartumlar) Asur kralından yardım istemişler. Bunun üzerine Akad Kralı II. Sargon düzenlemiş olduğu seferlerle Puruşhanda (Kayseri)ya kadar gelmiş olduğunu tarihi kaynaklar belirtmektedirler. Kültepe metinlerinde “mama Kralı Anum Hirbi’den Kaneş Kralı Warşama’ya yazılmış olan bir mektupta bu durum açıkça belirtilmektedir. Çünkü bu belgede “Asur Kolonileri Çağında” , Anadolu’da küçük bölge krallıklarını egemenliği altına almış olan bölgesel krallıkların varlığından bahsedilmektedir.Bu tarihi belgelerde isimleri belirtilen krallıklar Protohititler’in kurmuş oldukları krallıklardan oluşmaktadır. Bu krallıklar arasınad bazen de çok şiddetli mücadeleler meydana gelmiştir. Bu krallıklar arasında zaman zaman Anadolu’ya sakdıran Asurlular’a karşı kendi aralarında bir takım ittifaklar olmuştur. Hititler’in Anadıolu’daki ilk ittifakları, Asur kralı Naramsin’e karşı (M. Ö: 2645-2607) olmuştur. Asur kaynakları bu ittifaklardan geniş bir şekilde bahsetmektedirler.

Tarihi kaynaklara göre M. Ö: 4000 yıllarında, Tarihin aydınlanmaya başladığı yıllarda Anadolu’daki uluslarca kurulan , “Asur Kolonileri çağında”, Asur Kralı naramsin’e karşı ittifak oluşturan ve kapadokya’daki Protohititler’in öncülüğünde hareket eden 17 Anadolu krallığının isimleri şöyledir:

1-Hattina Krallığı: Antakya ve kuzey bölgelerinde bulunmaktaydı.

2-Kargamış Krallığı: Kuzey Fırat geçidi üzerinde bulunan bugünkü Cerablus Bölgesinde.

3-Sam’al Karallığı: Bugünkü Zincirli Bölgesinde.

4-Hilakku Krallığı: Toroslar ve Adana’nın kuzey bölgelerinde

5-Que Krallığı: Adana ve havalisinde. Asurlular, Kilikya lie Toroslar arasındaki bölgeye Kizzuwatna diyorlardı.

6-Mazaka Krallığı: Bugünkü Kayseri ve havalisinde.

7-Tabal Krallığı: Kayseri, Nevşehir ve Ürgüp bölgelerinde.

8-Gurgum Krallığı: Maraş ve Gaziantep bölgesinde.

9-Kummuh Krallığı: Toroslar lie Seyhan ve Ceyhan ırmaklarının kaynakları lie Tilgarimmu (bugünkü Gürün İlçesi)havalisinde.

10-Milidia Krallığı: Bugünkü Malatya İli ve havalisinde bulunuyordu. Darende İlçesi bu dönemde Milidia/Malatya Krallığının sınırları içinde bulunuyordu.

GEÇ HATİLER, HİTİTLER NESİLİ’LER ZAMANINDA

(ESKİ HATİLER ZAMANINDA / ORTA VE SON TUNÇ DEVRİ)

(M. Ö : 2000- 1190/1180)

GÜRÜN İLÇESİ

Anadolu’da Milattan önceki devirlerde yaklaşık her bin yılda birrrlda bir başka göç meydana gelmiştir. M.Ö. 3000’li yılların sonu ile M.Ö. 2000’li yılların başında Ön Asya’dan gelerek Anadolu’ya yerleşmiş olan toplumlarla aynı soydan oldukları tarihi kaynaklarca belirtilen insan gurupları Anadolu’ya gelmeden önce İran’ın kukuuuzeyinde (Zağros dağları) ile Mezapotamyanın batı bölgelerinde bir süre kalarak buradaki uluslardan büyük bir olasılıkla çivi yazısını da öğrendikten sonra bu birikimleriyle birlikte M.Ö. 2000’li yılların başında Anadolu’ya Proto Hititler’in yaşamış oldukukları Kapadokya’nın Nesi bölgesine yerleşen bu gruplar Proto Hititler ile karışıp kaynaşarak birbirlerine ve Proto Hititler’e rakip bir takım prenslikler kurmuşlar. Sonra da tüm Anadolu’yu içine aalacak şekilde büyük bir imparatorluk kurmuşlardır. M.Ö. 202000’li yılların başında kurulan bu imparatorluğa GEÇ HİTİT DEVLETİ adını vermişlerdir.

Anadolu’ya sonradan gelerek Nesi bölgesinde yerleşen Geç Hititler, Anadolu’ya tamamen egemenlikleri altına almadan önce bir takım bölgesi krallıklar kurmuşlardı. Külttepe’de bulunan tabletlere göre Geç Hititler ise komşu devletleri içinde söz sahibi olmaları sonra da bunları teker teker egemenlikleri altına almaya başlamaları Kral Pitnana zamanında meydana gelmiştir. Geç Hititler ile Proto Hititler’in birbirleriyle karışıp kaynaşmaları ve büyük bir imparatorluk olarak tarih sahnesine çıkmaları kral I. Hattuşuli zamanında meydana gelmiştir. Anadolu’da ilk siyasi sağlayan Kral Anittaş ile birinci Hattuşuli arasında tam 12 tane Hitit kralı gelmiştir. Kral Anittaş ile I. Hattuşuli aynı hanedana mensupturlar.

Geç Hitit Devletinin esas kurucusu sayılan I. Hattuşuli (M. Ö : 1900- 1836 Hitit Devletinin tahtına çıkar çıkmaz ülkesinin sınırlarını geliştirmek aracıyla ilk seferlerini Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye’nin batı keesimlerine düzenlemiştir. Hitit kralınının yapmış olduğu bu seferler Hitit belgelerinde şu şekilde anlatılmaktadır:

“Fırat ırmağını benden önce hiç kimse geçmemişti. Ben büyük kral onu yaya olarak ilk ben geçtim. Ardımdan da ordularım yaya olarak geçtiler. Akad’lı Sargon da onu geçip Hahhu (m) ordusunu yenmişti. Hahhu (m)’ya o kötülük yapmamıştı. Ama ben Hahhu (m) kralını ve Şahhu (m) kralını yendim. Kentlerini ateşe verdim. Hahhu (m) kralını da Yök arabasına koştum.” demektedir. Bu metinde de açıkça görüldüğü gibi, Hitit genişleme siyaseti öncelikle Hitit Devletinin güney ve güneydoğu bölgesine Tohma vadilerinin tamamından Fırat’a kadar uzanan saha ve Suriye’nin kuzey kesimleridir. Tarihi kaynaklara göre(4) Hahhu (m), Şahhu (m), Hurama, Şamuha, Tegaramaa ve Timelkia gibi şehirlerin Kızılırmak ile Fırat nehri arasında aranması gerektiğini belirtmektedirler. Tegarama ise bugünkü Gürün ilçesidir. Timelkia şehri ise bugünkü Darende şehridir. O halde Hitit Devletinin kralı I. Hattuşuli, ordusuyla öööönce bu bölgeleri ülkesine katmıştır. Zaten hemen hemen her konuda Hitit devletinin (Proto Hititler’in) nüfuzu altında bulunan bu bölgeler, I. Hattuşuli zamanında da tamamen Geç Hitit Devleti’nin egemenliği altına girmiştir. Yine bu bölgelere yakın oldukları tarihi kaynaklarca belirtilen Hahhu (m), (Sivas’ın güneyinde veya Divriğiye yakın bir bölgede), Şahhu (u)m bölgelerinin de Gürün ve havalisinde yakın olduğunu yine bu tarihi kaynaklar belirtmektedirler.

I. Hattuşuli’nin başarılarından bahseden tablettlerde Hitit kralının ken

YOLLARIN GEÇTİĞİ YOLGEÇEN  
  Gürünün batısındaki bütün köylerin yolunun geçtiği ve o çevrenin en büyük köyü olan yolgeçen köyü çok eski tarihe sahip olmasına rağmen bu günkü konumu itibariyle çevre köylerin içinde en geri kalmış köy diyebiliriz.
Bunda asıl neden ilçeye çok uzak olması ve okuma oranının düşük olmasından diyebiliriz.Yıllarca hiç göç vermeyen YOLGEÇEN köyü malesef son yıllarda en çok göç veren köy olmuştur buda köydeki insanların ekonomik geçim sıkıntısından kaynaklanmaktadır.Köy halkı yıllarca Adanada Bursada ve çeşitli illerde gurbetcilik yaparak geçimlerini sağlamıştı son yıllarda inşaat sektörünün bir dalı olan izolasyon işi yapmaya başlayan YOLGEÇEN köylüler Başta istanbul olmak üzere bir çok illere göçerek ve gurbetci olarak bekar hayatı ile çalışmakta ve köydeki ailelerini geçindirmekte Köyümüzde okuma oranının çok düşük seviyede olmasına rağmen genede azda olsa okuyup belirli bir konumda olan köylülerimiz var.Bunlardan bazıları: Sadettin yazı Sivas il sağlık müdürü.Sait yazı Çerkezköyde Özcanlar tekstil A.Ş. nin genel müdürü ve Çerkezköy AKP.İlçe başkanı..Emin Dişli Sivas fakultesinde doktor vs.

Köyde dini inançlara aşırı önem verdiklerinden Sivas ilçeleri ve köyleri dahil en büyük camii YOLGEÇEN köyüne köy hAlkının ve hayır severlerin yardımları ile çok kısa bir süre içinde yapılarak ibadete açıldı camii açılış törenine camii yapımına çok büyük maddi ve manevi yardımlarda bulunan yakın köylümüz TEMEL KARAMOLLAOĞLU da katıldı..Köyümüze 90lı yıllarda ortaokul yapılması ile o yıllardan sonra okuma oranı %100 arttı.Şimdi halihazırda köyümüzde orta okul ve ilköğretim okulu ve sağlık ocağı mevcut.Aynı zamanda köyler arasında ilk önce kanalizasyon yapımı gene köyümüzde uyapılarak bir ilk gerçekleştirilmiş oldu..

 
Reklam  
   
 
 

This text will be replaced

 
TOPLAM 86555 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=